bu şehre şiir yazamayan aşkdan ne anlar dediler...şair olmak isteyen kim dedim ve aldırmadım,öylece geçti zaman...büyüdük,tabi ki şehir de büyüdü. ama o yaşlanmadı...
sonra,yüreğinde pişirdiği oklarını
gözlerinden fırlatıp beni divane eden bir dilber i rana çıkardı karşıma...derken ona şiirler yazdım ya da öyle sandım. her mecnun gibi divanım oldu...
sonrası mı malum işte vuslat olsa Mecnun olunmaz dı!..ama mecnun da vuslatta var oldu ya...neyse.
olmadan gelme dedi...anlayamamışım...
olduğumu anlayınca kaldırdı göz kapağını sanırım ki buharlar çıktı içimden...gözlerini kapatınca beni görürsün dedi ve dolaştırdı yüreğinde...
meğer ikimizde ne çok severmişiz birbirimizi...bunu birbirine iki yerden bağlanan şehrin yatan ama uyumayan mimarlarından aldığımız aynadan yansıyan muhabbetten anlamış olmalıyız...
ama...
ey bütün şehirlerin mürebbisi! ben senden başkasında olamam ki...ve senin olmadığın bir nefes bile yok sayılıyorsa ben nasıl yaşamış kabul ederim kendimi...
sen varsın diye bu şehir almış olmalı beni!